Depresyonda Beslenme

Depresyonda beslenme, günümüz yaşam koşullarında önem kazanmaktadır. Geleceğe dair kaygının varlığı, stresli günlük yaşam ile insanlarda depresyon görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Depresyondaki bireylerin iyileşme süreçlerinde yapılan çalışmalarda psikiyatrik desteğin yanı sıra diyet kalitesinin de son derece önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Diyetin içeriği ve yetersiz beslenme, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilemekle birlikte depresyon için de risk oluşturmaktadır. Beyindeki serotonin (mutluluk hormonu) seviyesinin ruh hali üzerine etkili olduğu ve serotonin seviyesindeki düşüşlerin bazı bireylerde depresyona ve intihara neden olabileceğine dikkat çekilmektedir.

Depresyondaki bireylerin beslenmeleri ve besin seçimlerinin yetersiz olduğu görülmektedir.

Depresyonda Beslenme Nasıl Olmalı?

Beslenmedeki birçok besin öğesinin depresyon ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır. Bu besin öğeleri ;

  1. Omega-3 : Diyetin beyin gelişimini sağlayan omega-3 yağ asitleri açısından yetersiz olması serotonin salınımı ve alımında sorunlara yol açarak depresyon riskini arttırmaktadır. Birçok toplumda balık tüketimi sınırlı olduğundan depresyon sıklığında artış gözlenmektedir. Her gün 1.5-2.0 gr EPA içeren omega-3 yağ asidi desteğinin kullanılmasının depresyondaki insanlarda duygu durumunun iyileştirilmesinde etkili olduğu görülmüştür.

Omega-3’ün besinsel kaynakları ; keten tohumu, ceviz, zeytinyağı, palamut, lüfer, hamsi, levrek,barbunya,alabalık

  1. Folik asit : Depresif belirtiler folik asit eksikliğinin en yaygın belirtilerindendir. Depresif hastalar diğer bireylere göre daha düşük serum folik asit seviyelerine sahiptirler. Folik asitten eksik beslenmeden sonra bireylerde uykusuzluk, huzursuzluk, isteksizlik gibi belirtiler ortaya çıkmış ve folik asit takviyesinden sonra belirtiler kaybolmuştur. Serum folik asit seviyeleri düşük olan hastaların depresif belirtileri daha şiddetli ve tedaviye olan yanıtları daha azdır.

Tedavilerine folik asit eklenen depresif hastaların hastanede daha kısa süre yattıkları, ruhsal durumlarının düzeldiği ve toplumsal işlevlerini geri kazandıkları belirlenmiştir. Depresyonlu hastalarla yapılan bir çalışmada, tek başına folik asidin depresyonu iyileştirdiği gözlemlenmiştir.

Folik asit takviyesi tabletlerle alınabileceği gibi besinsel olarak da kaynakları mevcuttur :  kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz,susam.

  1. B12 vitamini : B vitaminlerinin beyindeki serotonin hormonuna (mutluluk hormonu) direkt etkisiyle depresyonla ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.Düşük B vitamini seviyeleri hiperhomosisteinemiye yol açmakta ve homosistein seviyesi kanda yükseldikçe depresyon görülme sıklığı artmaktadır. B12 vitamini özellikle kadınlarda düşük gözlenirken bu vitamini içeren besinler ; dana karaciğeri, dana-kuzu-koyun-keçi eti, midye, istavrit, barbun, hamsi, palamut, alabalık, yumurta.
  2. Çinko : Çinko yetersizliği olan bireylerde depresyonun daha sık görüldüğü ve tedavi gören depresyondaki bireylerde de tedaviye yanıtın daha az olduğu görülmüştür. Çinkonun besinsel kaynakları ; maya, kabak çekirdeği, buğday-yulaf-çavdar unu, susam, ceviz, dana –sığır-keçi eti.

** Bunun yanı sıra kandaki düşük kolesterol seviyeleri kalp hastalığı riskini azaltırken; beyindeki serotonin seviyelerini de azaltır ve duygu durumu üzerine ters etki yapar!

Depresyonda sık rastlanılan beslenme sorunları

  1. Vücut ağırlığı değişimi : Genellikle depresyondaki bireylerde isteksizlik duygusu hakim olduğundan besin alımı da bu dönemde güçleşir, yemek tercihleri yanlış yapılır ve yemek yemeyi hak etmedikleri düşünülür. Bu sebeple ağırlık kaybı görülür. Bir grup hastada da dengesiz besin alımı ve karbonhidrata fazlasıyla düşkünlük vücut ağırlığı artışına sebep olabilir. Yüksek karbonhidrat alımının beyindeki serotonin üretimini arttırdığından stres altındaki bireylerin ve depresif bireylerin karbonhidrata ilgisi bu şekilde açıklanabilir.
  2. Konstipasyon (Kabızlık) : Az yemek yemek ve az su içmek, hareketsizlik ve kullanılan antidepresan ilaçlar konstipasyona yol açabilmektedir. Konstipasyon sıkıntısı yaşayan bireylerin yiyeceklerini bağırsak hareketlerini arttıracak şekilde düzenlemeleri (pişmiş sebzeler, meyveler -özellikle elma,armut,nar,ananas- , tam buğday ve çavdar unu, kefir, zeytinyağı) ve ağırlıkları başına 30 ml. su tüketmeleri gerekmektedir.
  3. Dehidratasyon (Sıvı kaybı) : Besin ve sıvı alımının azalması, bireylerde susuzluk hissinin kaybına sebep olarak ciddi dehidratasyona neden olabilmektedir.
  4. Serum vitamin düzeyleri : Depresif bireylerin serum riboflavin, folik asit, B12 vitamini, çinko ve D vitamini düzeyleri düşüktür.

Depresyonda görülen yetersiz ve dengesiz beslenme, aşırı karbonhidrat alımı, yetersiz sıvı alımı, kabızlık, vitamin-mineral dengesizlikleri, ilaçlardan kaynaklanan iştah değişiklikleri gibi beslenme ile ilgili sorunların çözümü bireysel olarak beslenme desteğinin sağlanması ile mümkündür.

Kendisini halsiz ve depresif hisseden bireylerin öncelikle kan tetkikleriyle vitamin-mineral düzeylerine (Folik asit,çinko,B12 vitamini,D vitamini,B vitaminleri) baktırmaları ve sonuçlarıyla birlikte önce bir hekime daha sonra da yaşamına özgü beslenme programının düzenlenmesi için beslenme uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

 

Dyt. Serra Arslan

 

 

Yorumlar
Paylaş.

Yazar Hakkında

Serra Arslan, isteyerek tercih ettiği Beslenme ve Diyetetik bölümünü Florance Nightingale hastanelerinin okulu olan İstanbul Bilim üniversitesinde 2012 yılında bölüm birinciliğiyle tamamlayarak diyetisyen oldu. 2012 Eylül ayında başladığı Medicalpark Bahçelievler hastanesinde klinik ve poliklinik diyetisyeni olarak halen görev yapmaktadır. Hastane bünyesinde yer alan birçok uzmanlık alanında hekimlerle birlikte hastaların beslenmesini düzenlemektedir. Görev aldığı klinik servisler ; • Erişkin Yoğun Bakım – Enteral ve Parenteral Beslenme • Kadın - Doğum Servisi – Gebe ve Emzikli Beslenmesi • Erişkin Kemik İliği Transplantasyonu – Kemik iliği transplantasyonunda beslenme tedavisi • Genel Cerrahi Servisi – Sindirim Sistemi Hastalıklarında Operasyon Sonrası Beslenme • Obezite Cerrahisi – Cerrahi Öncesi ve Sonrası Diyet Danışmanlığı • Kardiyoloji Servisi – Kalp Hastalıklarında ve Operasyonlarında Beslenme Tedavisi Klinik görevlerinin yanı sıra poliklinikte ; Obezite, diyabet, hipertansiyon,kalp hastalıkları, tiroid hastalıkları (hashimato, guatr, hipertiroidi, hipotiroidi), polikistik over sendromu, mide - bağırsak hastalıkları (Reflü, gastrit, laktoz intoleransı, çölyak vb., kabızlık, ülseratif kolit vb.), gebe-emzikli-çocuk beslenmesi, çocukluk ve adolesan obezitesi gibi alanlarda görev yapmaktadır. İş hayatının yanı sıra eğitimini Okan Üniversitesinde doktora yaparak sürdürmekte ve mesleki anlamda seminer ve kongrelere katılmaktadır. Ayrıca sağlıklı beslenme konusunda halkın bilinçlendirilmesi amacıyla yazılı ve görsel basında çalışmalarını sürdürmekte, kurumsal firmalarda ve okullarda söyleşi ve eğitimlere katılmaktadır.Gelecekten beklentisi, mesleki hedefleri, diyete bakış açısı ve hayatındaki beslenme tutumuyla #beyondiet (diyet ötesi) felsefesini benimsemiş bir diyetisyen olarak diyet ve beslenmeye dair birçok konuya farklı bir pencereden bakarak yazılarını her Cuma siz değerli okuyucularıyla buluşturacaktır.

Yorumlar kapatıldı.