Nedir bu kolesterol ilacı ?

Son zamanlarda, sıkça rastladığımız bir tartışma üzerine birşeyler yazmak istiyorum. Nedir bu kolesterol ilacı ?

İlaç nedir?

Bence önce ilaç nedir? sorusuyla başlamak gerekiyor.

Genel anlamda çözüm yolu, çare, önlem anlamına geliyor dilimizde. Bu tanımlar içerisinde bakarsak korunmamız gereken bir durum ve/veya bir hastalığımızın olması gerekiyor. Peki bu ilacı kullanmamız söyleniyorsa o zaman bir hastalığımızın olması gerekir. Böyle bir hastalık var mı?

Evet var.

İnternette lipoprotein metabolizma bozuklukları olarak geçen hastalık grubu bu ilacın hedefi. İki türü mevcut. Geniş hasta grubu ailesel olarak geçen yani genetik olarak aktarılan oluşan kolesterolün vücütta yapılması ve vücuttan uzaklaştırılması ile ilgili basamaklardaki sorunun tümüdür. Bu hastalıkta ikincil grup dediğimiz ise şeker hastalığı, böbrek hastalığı, tiroid hastalıkları gibi sonradan edinilen hastalıklarla beraber ilerleyen kolesterol seviyesi bozulmaları.  Anlayacağımız bu ilaçların hedefi olan bir hasta grubu mevcut.

Türkiyede kolesterol hastalıkları

Gelelim toplumsal nüfus olarak bu hastalığın dağılım oranlarına.

Makalelerde ve kitaplarda Amerikan halkı arasında %5-10 gibi bir oranda bulunur. Türkiye’yi küçük Amerika olarak düşünürsek ülkemizde ortalama 5-7 milyon kolesterol metabolizması ile ilgili hasta var. Buraya kadar tamam.

Ortada bir hastalık olduğuna göre bu hastaların bir tanı kriterleri ve belirtileri olmalı. Bu hasta grubunu bir hekim gibi incelemeden çevresel gözlemlerden hareket edelim. Çevremizde komşumuz, arkadaşımız veya bir tanıdığın ailesinde dikkat çeken özellikler vardır. Örneğin o ailede 50 yaşına gelmeden aniden ölen insanlar mevcuttur. Yüzüne baktığınız zaman göz kapaklarının buruna yakın yerlerinde sarı renkte plaklar şeklinde renk değişiklikleri vardır. Hatta bazıları güzelliği bozduğu için ameliyat bile olmuş olabilir. En basitinden tıp açısından araştırılması gereken aileler ve genetik birikimlerdir bu insanlar. İncelendiklerinde ise genetik ve biyokimyasal olarak büyük bölümü bu tanıyı alacak olan ailelerdir. Bu insanlar kolesterol hastasıdır ve bu ilacın hem hedefi hemde maddi gelir kaynağını oluştururlar.  İkincil sebeplerden bahsederken ek hastalıkları olan gruptan söz etmiştik. İşte burada tıp dünyası tekrar yardımımıza yetişt.Bu grup için dediler ki; “metabolik sendrom hastaları” olarak isim koyduk. Bu da tamam.  Ama bir sorun var. Türkiye’de ve dünyada bu ilacı kullanan nüfüs oranı beklenen hastalık yüzdesini geçmiş durumda.

Komplo teorileri gerçeği yansıtıyor mu?

İşte burada komplo teorileri haklı haksız devreye giriyor. Hatta bilim insanları ciddi olarak bölünme yaşıyor. Karatay hoca çıkıp diyor ki; bu ilaçlar tamamen gereksiz. Diğer grup çıkıp diyor ki öyle şey mi olur. Olur mu olur. Çünkü terazi bozulmuş durumda görünüyor. Bu terazi üstelik cebimizden para çalar konuma gelmişse büyük önem taşıyor.

Şimdi bu ilaçların ne yaptığını düşünürsek ve yan etkileri göz önüne almazsak bu ilacı kullanması gereken bir hasta grubunun var olduğu bir gerçek. Yani tamamen ilacı yok saymak çok mantıklı olmaz. Ayrıca yıllardır hasta olan damarlarla uğraşan kalp damar cerrahlarının bildiğim bir çoğunun samimi olarak yayınladıkları yazılara bakarsak başka bir konu üzerine dikkat çekiyorlar. Bu konu plak stabilizasyonu. Anlamı damar duvarında oluşan hastalıkların plaklarının kırılma ve parçalanmasını azalttığı yönünde ki etkisi. İster ailesel sebeple olsun ister ikincil bir nedenle bu plaklar gelişmiş olsun bu ilaçları kullanan hastalarımızda ameliyat sırasında bu plaklara daha kolay işlem yapabiliyor olmamız.

Bu bilgiler ve deneyimler ışığında ihtiyacı kadar beslenen, ortaya konmuş bir kolesterol hastalığı ve damar hastalığı olmayan hastaların bu ilacı kullanması mutlaka ilgili tıp bölümlerince tartışılmalıdır. Ama kolesterol metabolizması hastalığı olan hasta grubu ve ortaya konmuş damar hastalıklarında bu ilaçların etkileri yeni bir tür ilaç geliştirilmediği sürece elimizde bulunan en önemli silahlardan. Ama kesinlikle tartışılması gereken gereksiz kullanım ile nüfusa yayılmış geniş kullanım alanının incelenmesi önemlidir.

Op. Dr. Özgür Kocamaz / http://drkocamaz.com

Yorumlar
Paylaş.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Özgür Kocamaz Kalp Damar Cerrahı-İstanbul 1976 yılında Eskişehir’de doğdu. İlk ve orta öğretimini İzmir’de tamamladıktan sonra 1993 yılında tıp eğitimine başladı. 2000 yılında Acil kalp ve damar yaralanmaları üzerine çalışmalar yaptıktan sonra 2004 yılında İstanbul Kartal Koşuyolu Kalp Hastanesinde göreve başladı. 2011 yılına kadar 4000 üzerinde açık kalp ameliyatları 150 üzerinde konjenital kalp ameliyatına ve 2000 üzerinde perifer arter hastalıklarına bağlı ameliyatlarda bulundu. 2008 yılında Hollanda Maastrich’te ameliyatsız torakal ve abdominal aort anevrizmalarının ameliyatsız tedavisi üzerine çalışma gruplarında yer aldı. 2009 yılında Barselona’da bu konudaki çalışmaları Endologics damar ürünleri üzerine yaptığı çalışmalarla devam ettirdi. İstanbul Kartal Koşuyolu Kalp hastanesinde aort kapak korunarak yapılan anevrizma ve aort kök cerrahisi üzerine 500 hasta gruplu çalışmalar yaptı. İskemik kalp hastalıkları cerrahisi, aort ve mitral kapak cerrahisi, boyun damarlarının kireçlenme hastalığı ve beyin damar hastalığı nedeniyle oluşan felçler konusuna yönelik birçok ameliyat gerçekleştiren hekimimiz, 2011 yılında Sinop Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde sorumlu hekim olarak ameliyatlarına devam etti. Ulusal ve uluslar arası dergilerde birçok çalışması mevcut olan hekimimiz 2013 yılından beri Türkiye’de çeşitli özel kliniklerde ve Azerbaycan’da Baku Medical Plaza Kalp Hastalıkları Hastanesinde açık kalp ameliyatlarını gerçekleştirmektedir. Doktorun kişisel web sayfası ve sosyal ağlardaki sayfalarında güncel tedavi yöntemlerini bilginize sunmakta ve çeşitli konularda olan hasta sorularını özenle cevaplamaya çalışmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.